Archive for 12 Aug 2006
Bağdat’ın Çocukları
Elleri semada bir melek beklerken
Gökten bombalar yağıyor
Yüreğimin sokaklarında
Bağdatlı çocuklar ağlıyor
Koruyacağım deyip
Can alan kollar mıdır onları korkutan
Görmek, duymak bilmez
kana doymaz canavardan kaçışlarımı
Postal sesleri midir onları korkutan
İp atlamak varken bağırışlarımı (dahası…)
Add comment 12,Ağustos 2006
Aşka Küsen Çiçekler
Kalbinin arka bahçesinde küstüm çiçekleri
Bilemiyorum bir gün tekrarı mümkün der mi
Isırgan otlarını elime dilime sürsem
O günler kaldığı yerden devam eder mi (dahası…)
2 comments 12,Ağustos 2006
Aşk Denklemi
Beyni biraz daha sıkıştırırsak kalp için yer açabiliriz.” (A.Einstain)
Geçenlerde izlediğim bir filmden bahsetmek istiyorum sizlere. Belki sizde izlemişsinizdir, ismi “Aşk Denklemi.” Aslına bakarsanız izlemekte tereddüt ettim. Matematikle aram hep kötü olmuştur, rakamlar, formüller içinden çıkılmaz bir karmaşa. Denklemlerden öteye gidemedim. Denklemlerde şöyle efendim sınav sorularında tek bilinmeyenli bir denklem varsa X’e bir değer verir eşitlemeye çalışırım yoksa boş veririm.
Hepimizin yaşadığı, boş bırakamadığı, yanlışta olsa bir cevap vermek istediği bir denklem aşk denklemi haksız mıyım. Filmde oto tamircisi genç, matematikçi bir kıza gördüğü an aşık oluyor ve bunu bir birlikteliğe eşitlemeye karar veriyor. Kız çok zeki ve tüm otomobil tamircilerinin aptal olduğunu düşünüyor. Yani delikanlı sıfır, yutan eleman. Delikanlı onun gözünde değeri olan tek şeye, bir bilim adamı rolüne bürünüp kızı kendine aşık ediyor.
Kaçınız farkındasınız hayatımızın denklemlerden ibaret olduğunun. Mutluluğa, aşka, paraya, iyi bir hayata ulaşmanın hayat denen çok bilinmeyenli bir denkleme doğru yanıt vermekten geçtiğinin. İçinde bulunduğum durumu düşündüm de. O x’ti. Kendime yüzlerce değer vermiştim onu ve beni bire eşitlemek için. İnanın bana bu o kadar zor ki. Onu tanımaya çalışırken kendinizin de diğer yandan değiştiğinizi fark ediyorsunuz. Bir değişkensiniz. Bazen çok değer veriyorsunuz ve kırılıyorsunuz, kendisine az verdiğini hissettiğindeyse o. (dahası…)
Add comment 12,Ağustos 2006
Arıyorum
Arıyorum bakışların kadar sıcak ellerini.
Arıyorum o en içten, o en masum gülüşleri.
Özlüyorum gölgem bile sensizlikte şikayetçi.
Bu yalnız sokaklara oldum bir refakatçi. (dahası…)
Add comment 12,Ağustos 2006
Ben olacağım
Hasret denizinde bir kayık düşün
küreksiz çaresiz
belki kumsalla buluşacak (dahası…)
Add comment 12,Ağustos 2006
BENİM HİÇ SENİM OLMAMIŞ GİBİ!
Varlığınla yokluğun arasında kalmayacağım artık, sadece olmayacaksın. Sensiz kalma ihtimali olmayacak aleyhine kurulmuş cümlelerimin sonunda. Belki birkaç satır arasında unutulacaksın bir müddet sonra. İçimden olmayacak, boş bir kağıdın gölgesine sığınmayacak sana sitemlerim. Hani hep kızardın ya “Konuş konuş konuş” derdin, haykırabilir miyim şimdi korkaklığını. Bıraktığın bu mavi düşleriyle avunan yalnızlığı, artık sahiplenilmeyecek olmanın burukluğunu yaşarken, haykırabilir miyim dersin, susar mıyım, gülüp geçer miyim yoksa …? (dahası…)
Add comment 12,Ağustos 2006
Bir suskunluk bırak dudaklarıma
Şimdi…
Git…
Bir suskunluk bırak dudaklarıma…
Birazda ıslaklık…
Çek ellerini… (dahası…)
Add comment 12,Ağustos 2006
Bugünde beni kahrettin sevgilim
Add comment 12,Ağustos 2006

